Kullanıcı Adı
  Şifre
  Üye Tipi
     
  Sifremi Unuttum
  Yeni Üyelik
ANKET

ATATÜRK'ün TÜRK halkına hesap vermek amacıya yazdığı, TBMM kürsüsünden 36 Saat 33 Dak.'da aralıksız okuyabildiği NUTUK eserini; siz, ne kadar zamanda okuyabilirsiniz? Veya önceden okumuş muydunuz?
A- 24 Saat / 1 Gün süresince okuyabilirim,
B- 48 Saat / 2 Gün süresince okuyabilirim,
C- 36 Saat / 3 Gün süresince okuyabilirim,
D- 5 Gün süresince okuyabilirim,
E- 7 Gün süresince okuyabilirim,
F- 15 Gün süresince okuyabilirim,
G- 21 Gün süresince okuyabilirim,
H- 30 Gün süresince okuyabilirim,
I- Ben, önceden okumuştum,
J- Ben, şu an okumayı düşünmüyorum,
   
 
Not: Her IP den 1 oy kullanılabilir.
 

YOL ARKADAŞINIZ BİLGİ OLSUN.

Abdullah BOZGEYİK
Bağımsız Danışman ve Öğretim Görevlisi

Bu yazı 3349 kez okundu
 

Yol Arkadaşınız Bilgi Olsun

Toplumumuzda neredeyse her çocuk doğduğu günden itibaren gelecekte ne olacağı çerçevesinde yönlendirilmektedir.

Başlangıçta kendisinin haberi olmasa da “Benim oğlum doktor olacak, mühendis olacak” kapsamında dilekleri başlar anne ve babanın.

Bu meslekler genel kabul görmüş düşünce kapsamında bol para kazanılabilecek ve prestijli meslekler olarak görülmektedir. Konuşmaya kendini doğru ifade etme düzeyinde başladığında ise ne olacağı sorusu çevredekiler tarafından çocuğa yöneltilir. Eğer çocuk ebeveynin duymak istediği cevabı vermezse ebeveyn hemen “Benim oğlum doktor olacak, mühendis olacak” diyerek devreye girer. Bu aşamada küçük bir saptama. Bu düşünce ve ifade tarzı genelde eğitimli ebeveynlerde nadir görünmektedir. Çünkü söylenilen çoğunlukla çocuğun ne olmak istediği veya ne olabileceği ile ilgili değil, ebeveynin olamadığı meslek ile ilgilidir. Dahası ise eğer çocuk bunlardan biri olursa çok para kazanır ve ailesine bakar düşüncesi de yaygındır.

Sonra çocuk okula başlar ve ebeveyn beklentileri de yükselmeye başlar. Çocuk adeta yarış atı gibi şartlanmaya ve koşturulmaya başlanmıştır. Kimse ona ne olmak istediğini sormaz, ama herkes olmasını istediği mesleği ona empoze eder. Ayrıca nasıl olacağını da söylemez ama ister. Bu aşamada bazı ebeveynler “iyi de ben elimden geleni yaptım onu en iyi okullara gönderdim. Hatta bunun için varımı yoğumu ortaya koydum” kapsamında savunmaya geçer. Oysa çocuğun iyi bir rehbere ihtiyacı vardır çıktığı bu zor yolda.

Çoğu okulda, ne yazık ki, çocuğa araştırma, inceleme, merak etme, deneme, yanılma, ekibin parçası olma, ortak sinerji vb konulardan bahsedilmez ve yönlendirilmez. Ne kadar çok ödev verilirse ya da çantasına ne kadar çok kitap eklenirse o kadar iyi olacağı düşünülür. Yaygın düşüncenin aksine ne ailede ne de okulda araştırmaya, okumaya ve üretmeye yönlendirilmiyor çocuklar. Okul günlerinizi hatırlayacak olursanız “senin aklın ermez denileni yap, icat çıkarma, dersin hatta okulun düzenini bozuyorsun” kapsamında cümleleri hatırlayacaksınız. Öğrenciyken nedense hep büyükler bilir, çocuk bilemez, fikrinin olması teşvik edilir ama istenilen cevabı vermediğinde çocuk azar işitir. Dolayısıyla evde ve eğitim hayatında pasif, silik yetişir çocuklar. Grubun (sürünün) parçası olmak öğretilir, birey olmanın ve hata yapmanın önemi ise çoğunlukla ıskalanır.

Oysa ancak deneyerek deneyim kazanabiliriz. Örnek aldığımız başarılı aile büyümüz ya da öğretmenimiz neredeyse yoktur. Nostalji kapsamında hatırladığımız ilkokul öğretmeniz hariç. Başarıyı sadece çok çalışmakla elde edeceğimizi düşünürüz. Bu nedenle başarılı olmayı kafasına takmış ama nasıl yapacağını bilemeyen insanlar olarak yetişiriz. Denemelerimiz doğal olarak çeşit nedenlerden dolayı başarısız olunca önce çevremizi ve şartları suçlarız, sonra da genelde içimize kapanırız. Nedense kendimizi geliştirmek bir yana eleştirmek dahi pek aklımıza gelmez. Bırakın çalışmayı, nasıl çalışacağını dahi bilmeyen ama bir yolunu (kopya, sistem, çevre, rüşvet, suçlama, af) bularak hem sınıfları geçen, hem de üniversite öncesi 6-7 yıl İngilizce dersi görmesine rağmen konuya özgü bilgi dağarcığı “I love you. Dis is e buk, yes its e pensıl” düzeyinde olan öğrenciler dahi en iyi üniversitelerde okumak isterler. Salt sistemi suçlamak ise kolaycılıktır. Kimse kendinde yapmadıklarından dolayı suç aramaz yetiştirilme tarzımız gereği. “Okuyacak da ne olacak?” diye okula gönderilmeyen kız ve erkek çocukları olmamalı ülkemizde. Bu yanılgı içinde olanlara ise “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” demeliyiz. Öte yandan “Baba beni okula göndersene” kampanyasının içinde bulunduğumuz yıllarda dahi yapılması gerektiği için ülkemiz şartlarını da gözden geçirmek gerekiyor.

Başarmak hep istenir ama kimse zorlanmaya gelmez, kolayca olsun, elde edilsin istenir her şey. İşin kolayına kaçmak, adamını bulma ile çözüm üretmek varken “çalışmak niye?” düşüncesi çoğu kişide vardır. Eğer uygulamada hata yaparsanız, ümidinizi yitirirseniz, başarılı olamazsınız, bir şeyler yapmadan da kimseyi suçlamayın. Ya yenilgiyi kabul edin ve sonuçlarına katlanın veya mücadeleyi seçin, başarmaya odaklanın ve inanın (çünkü inanmak başarının yarısıdır). Bunun bireysel bazdan toplumsal düzeye kadar yaptığımızda hep birlikte başarılı olacağız. Çok çalışmamız, mücadele etmemiz gerekiyor, zorluklar bizi yıldırmamalı, şartlar ne kadar ağır, ne kadar zor olursa olsun başarmaya odaklanmayız. Konuyu isterseniz 5N1K kelimeleri ile “Kim, Ne, Nerede, Nasıl, Niçin/Neden, Ne zaman” sorgulayabilirsiniz. Sonra ise “Ben” diye başlayarak vereceğiniz cevaplar başarıyı tanımlayacaktır.

Geçmişe bakınca eğitimci olarak 22 yılı tamamlamış olduğumu görüyorum. Sanırım çalışmalarımla ilgili birkaç detayı da açıklamamda yarar var. Eğitimin gerçekten ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Bu nedenle ana çalışma alanlarımla ilgili Yahoo gruplarımı bilgiye ulaşmak isteyen ve ilgi duyanların üyeliğine açık platform haline getirmem ve bilgiyi yaymaya ve paylaşmaya çalışmam ise konunun öneminin altını çizme düşüncemle ilgili olmuştur. Çünkü bireylerin kariyer hedeflerini gerçekleştirebilmesinin toplumsal dönüşüme ve başarıya büyük katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Lütfen dikkat; bu salt kariyer kapsamlı bir yazı olmayıp yönetimle ilgili kitaplarımdan direkt veya dolaylı içerik taşımaktadır.

Hadi hep birlikte eğitim konusunda iyi bir şeyler yapalım. Her bireyin yapabileceği öncelikle kendisi için bilgiye ulaşma yol ve yöntemlerini öğrenmek, sonra uygulamak ve çevresine örnek olmak, daha sonra ise topluma sosyal sorumluluk kapsamında katkıda bulunmaya çalışmak olarak sıralanabilir. Bu aşamada birey olarak katkının ancak STK’lara verilen destek ile çok daha anlamlı olacağını belirtmekte yarar var.

Bu yazı öğretim yılının başladığı Eylül ayı nedeniyle özellikle öğrencilere katkı sağlaması düşüncesiyle ama kısa haliyle tekraren yayınlanmaktadır. Bu nedenle yazıyı özellikle öğrencilerle, arkadaşlarınızla ve ailenizle paylaşmanızı arzu ederim. Eğer paylaşmazsanız merak etmeyin bir şey olmayabilir ama paylaşırsanız kendinize ve paylaştıklarınıza bir iyilik etmiş olursunu. Biz, aşağıda linkleri olan açık platform gruplarımla böyle yapıyoruz. Sizi de aramıza bekleriz.

http://groups.yahoo.com/group/CrisisManagementClass/
http://groups.yahoo.com/group/CRMclass/
http://finance.groups.yahoo.com/group/EntrepreneurshipSBAclass/

Lütfen bugün merak ettiğiniz bir konuda araştırma yapın, okuyup beğendiğiniz bir kitabı çevrenize tavsiye edin, bir etkinliğe katılmak için plan yapın, arkadaşınıza, varsa çocuğunuza ve ailenize daha fazla zaman ayırın. Kısaca kendiniz ve çevreniz için iyi bir şeyler yapın. Örnek olarak yapacağınız her iyi davranış size olumlu şekilde dönecektir. Merak etmeyin.

Son söz: Eğitim konusunda aile en önemli halka olup sonrasında dış çevre ve okullar gelmekte, merkezde ise birey bulunmaktadır. Değişimin merkezi sizsiniz. Başarılar dilerim.

Yazan: Abdullah Bozgeyik (Bağımsız Danışman)

05 Ekim 2012

YAZARIN DİĞER YAZILARI
 
Abdullah BOZGEYİK
Bağımsız Danışman ve Öğretim Görevlisi

YOL ARKADAŞINIZ BİLGİ OLSUN.
Ercan DEVA
Gazeteci, Yazar ve Danışman,

GÜÇLE KİŞİLİK TESTİ”NDE GELİNEN NOKTA ...
Erhan ŞAHİNKAYA
Körfez Consulting

SANAYİCİLERİMİZ VE BANKALAR...
H. Kürşad DEVECİOĞLU
Doğrudan Pazarlama Danışmanı

ÇİN'DE NELER OLUYOR?
Osman Arslan TUNÇELLİ
Eğitmen, Danışman

“BASEL III Uzlaşısı Kuralları, Bankalarımız Ve KOBİ’ler”
Munevver OLCAYSOY
Kobi-AB'ye uyum ve E-Dönüşüm Uzmanı

BİLGİ TOPLUMUNDAN DÜŞ TOPLUMUNA GEÇİŞ BAŞLADI…
Rana ÖZŞEKER
Yönetici Koçu

Karizma tutkuyu aktarabilmektir...
Yasemin SUNGUR
Eğitmen, Danışman

Bir hayalim var...
Yaşar EREN
Eğitmen, Yazar, Bayi / Dist. Yön. Danışmanı

FİRMA TANITIM VİDEOLARI